Altın fiyatları, haftanın ikinci işlem gününde piyasaların merakla takip ettiği konular arasında yer alıyor. Kudüs ve Orta Doğu bölgelerinde yükselen tansiyon, ABD-İran müzakerelerinde yaşanan gelişmeler ve global ekonomik gelişmeler, altının güvenirliğini ve kıymetini doğrudan etkiliyor. Son dönemde yatırımcılar, uluslararası gelişmelerin yanında, ekonomik belirsizliklerin artmasıyla altına yönelmeyi sürdürüyor. Özellikle, altın fiyatları, güvenli liman talebinin artmasıyla değer kazanmaya devam ediyor.
Güne pozitif bir başlangıç yapan gram altın, 6 bin 853 liradan işlem görürken, dün gün sonunda ons fiyatındaki gerilemeye paralel olarak yüzde 0,1 oranında değer kaybederek 6 bin 808 liradan kapandı. Piyasalar, ABD ve İran arasında devam eden görüşmelerden gelecek olumlu veya olumsuz haberlere odaklanmış durumda. Bu gelişmeler, kısa vadede altın fiyatları üzerinde dalgalı hareketlere neden oluyor. Güncel verilere göre saat 09.30 itibarıyla, gram altın yüzde 0,7 oranında artışla 6 bin 853 liradan alıcı buluyor. Aynı zamanda, çeyrek altın 11 bin 340 lira ve Cumhuriyet altını ise 45 bin 370 liradan satılıyor. Yurt dışı piyasalar ise, altının ons fiyatını 4 bin 767 dolar seviyesinde tutarken, doların değer kaybetmesiyle de iç piyasalarda altına olan talep artışını sürdürüyor.
Uluslararası arenada, ABD ve İran arasındaki müzakerelerde yaşanan gelişmeler piyasalara yön veriyor. Özellikle, nükleer anlaşma ve Hürmüz Boğazı’nın kontrolü konularında yaşanan restleşmeler, bölgesel gerilimi tırmandırmıştı. Ancak, son gelişmeler ışığında, taraflar arasında bir uzlaşma umudu artarken, yeni açıklamalar ve yapılan görüşmeler, altın fiyatlarını olumlu veya olumsuz yönde etkiliyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın, İranlı yetkililerle temasa geçtiğine ilişkin yaptığı açıklamalar piyasalar tarafından yakından izleniyor. Bu süreçte, petrol fiyatlarındaki düşüş ve enflasyon endişelerinin azalmasıyla altına olan talep artarken, doların zayıflaması da fiyatların yükselişini destekliyor. Uzmanlar, bugün yurt içinde ekonomik veri akışının sakin olduğunu, yurtdışında ise ABD enflasyon verileri ve diğer makroekonomik göstergelerin yatırımcı davranışlarını şekillendireceğini belirtiyor.
