Uzaydaki güneş çiftlikleri, Dünya’nın enerji ihtiyacını karşılayabilir

54 dakika ilkin

Emma Woollacott | İş Teknolojisi muhabiri

Güneş patlaması

Kaynak, NASA

Uzaydan güneş enerjisi toplayıp mikrodalgalar halinde Dünya’ya göndermek gerçek olamayacak kadar iyi görünüyor.

Fakat sektör temsilcileri ve akademisyenlerden oluşan Uzay Enerjisi Girişimi’nin (SEI) eş başkanı Martin Soltau’ya gore 2035’e kadar bu projeyi hayata geçirmek mümkün.

SEI, Dünya yörüngesine fazlaca sayıda dev uydular yerleştirilmesini öngören Cassopeia adlı bir proje üstünde çalışıyor.

Uydular, yörüngeye yerleştirildikten sonrasında güneş enerjisini toplayıp yeryüzüne gönderecek.

Soltau, projenin sınırsıza yakın bir potansiyeli bulunduğunu söylüyor ve bu yolla 2050’de tüm dünyanın enerji ihtiyacının karşılanabileceğini belirtiyor:

“Yörüngede güneş enerjisi uyduları için yeterince yer var. Güneş de çok önemli derecede fazlaca enerji sağlayabilir. Jeostatik yörüngenin etrafındaki dar bir şerit her yıl, insanlığın 2050’de kullanacağından 100 kat daha çok enerji alıyor.”

Bu yıl İngiltere hükümeti, uzay bazlı güneş enerjisi (SBSP) projelerine 3 milyon sterlin kaynak aktardı.

Hükümet bu sonucu, mühendislik danışmanlık şirketi Frazer-Nash’in bu değişen teknolojinin uygulanabilir bulunduğunu teyit etmesinden sonrasında aldı.

Bu paranın büyük bir kısmını SEI alacak.

SEI’nin uyduları yüz binlerce ufak modülden oluşacak. Bunlar Dünya’da üretilecek fakat montajı otonom robotlar tarafınca uzayda yapılacak. Robotlar uyduların bakımından da görevli olacak.

Uyduların toplamış olduğu güneş enerjisi yüksek frekanslı radyo dalgalarına dönüştürülecek ve Dünya’daki elektromanyetik enerjiyi doğru akıma çeviren bir alıcıya aktaracak. Doğrusu radyo dalgaları elektriğe dönüştürülecek.

Her uydunun şebekeye 2GW enerji sağlayabileceği belirtiliyor. Bu da her uydunun bir nükleer santralinkine eşit gücü olması demek.

Dünya’da güneş ışıkları atmosfer tarafınca dağıtılıyor. Fakat uzayda ışınlar direkt Güneş’ten hiçbir müdahaleye uğramadan geliyor.

Bundan dolayı uzayda konuşlandırılmış bir güneş paneli, Dünya’da aynı boyutlardaki bir panelden daha çok enerji toplayabiliyor.

Dünyanın başka yerlerinde de benzer teknolojiler üstünde çalışılıyor.

Uydu

Kaynak, SEI

Mesela ABD’de Hava Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı (AFRL) bu şekilde bir sistem için büyük ehemmiyet taşıyan bazı teknojiler üstünde çalışıyor.

Bu araştırmalar, güneş pillerinin verimliliğini çoğaltmak, güneş enerjisinin radyo frekanslarına dönüştürülmesi ve ışın oluşumu, uzay aracı bileşenlerinde büyük ısı dalgalanmalarının azaltılması ve konuşlandırılabilir yapılar için tasarımların geliştirilmesini de içeriyor.

Geçen senenin sonunda ekip sandviç fayansları adını verdiği, güneş enerjisini radyo dalgalarına dönüştüren parçaları tanıttı.

Mikrodalga ışınları kulağa birazcık ürkütücü gelebilir. Fakat bunların ne insanoğlu ne de yaban yaşamı için zararı dokunan oldukları belirtiliyor.

Soltau, “Işın bir mikrodalga. Daima havada olan kablosuz web bağlantısı benzer biçimde. Yoğunluğu da düşük. Öğle saatlerindeki güneş ışınlarınınkinin dörtte biri yoğunlukta. Çölün ortasındaysanız metrekare başına 1000W alırsanız. Bu ise 240W. Doğrusu bu açıdan doğası gereği güvenli.”

‘Teknoloji hemen hemen hazır değil’

Engellerin birçoğunun aşılmasına rağmen hâlâ potansiyel problemler bulunuyor.

Portsmouth Üniversitesi’nden yenilenebilir teknoloji uzmanı Dr. Jovana Radulovic, “Bu teknolojilerin mevcut bulunduğunu düşünüyoruz. Fakat bu karmaşıklıkta bir projeye girişmemizi sağlayacak teknolojiler hemen hemen hazır değil” diyor.

Dr. Radulovic, fazlaca sayıda güneş panelini uzaya firlatmanın maliyetli olacağını, ek olarak herhangi bir proje için yüzlerce fırlatmanın gerekeceği göz önüne alınırsa büyük oranda karbon salımı olacağını vurguluyor.

Fakat, Cassiopeia projesi kapsamında Strathclyde Üniversitesi’nde meydana getirilen bir tesir değerlendirmesine gore fırlatmalar dahil bir kilovat saat enerji için 24 gram karbondioksit salımı olacak. Bu da karasal bir güneş panelinin salımına eşit.

Martin Soltau

Kaynak, SEI

Saltau da maliyetin düşmekte bulunduğunu söylüyor:

“Ilk olarak fırlatma maliyeti yüzde 90 oranında azaldı. Daha da azalmaya devam ediyor. Bu projenin maliyeti açısından fazlaca mühim bir unsur.

“İkincisi güneş enerjisi uydularının geliştirilmesi sürecinde mühim ilerleme sağlandı. Artık her şey daha modüler. Bu dayanıklılığı artırıyor ve üretim maliyetlerini düşürüyor.

“Üçüncü olarak robot bilimi ve otonom sistlemlerde büyük ilerlemeler kaydediliyor”.

İngiltere Hükümeti’nden sınırı olan bir kaynak alan SEI, projede kullanılacak bazı teknolojiler için hususi yatırımcıları çekmeyi planlıyor.

Bununla beraber Dr. Radulovic, projede tavsiye edilen takvimin aşırı iyimser bulunduğunu söylüyor.

Yoruma kapalı.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More

Privacy & Cookies Policy