İran’da Mahsa Amini protestoları: Halk, İran İslam Cumhuriyeti’nin varlık nedenini sorguluyor

27 Eylül 2022, 18:21 +03

Güncelleme bir saat ilkin

Selin Girit | BBC Türkçe

Mahsa Amini posteri

Kaynak, Getty Images

İran’da Mahsa Amini’nin terbiye polisi tarafınca gözaltına alınması ve gözaltındayken yaşamını kaybetmesinin peşinden başlamış olan kitlesel protesto gösterileri günlerdir sürüyor. Peki senelerdir toplumsal hareketlenmelerle çalkalanan İran’da bu son protestoları değişik kılan ne? Hanımefendilerin öncülüğünde gerçekleşen bu fiil dalgası İran rejimi için ne ifade ediyor?

Mahsa Amini’nin ailesi ve görgü tanıkları, 22 yaşındaki genç kadının gözaltındayken dövüldüğü, işkenceye maruz kalmış olduğu ve uğramış olduğu fena işlem sonucu öldüğünü söylerken polis bu iddiaları reddetmiş, Amini’nin karakolda kalp rahatsızlığı geçirerek yaşamını kaybettiğini ileri sürmüştü.

Ülke genelinde 80’i aşkın ile yayılan protestolarda göstericiler ile polis içinde çatışmalar çıktı, başörtülerini çıkaran bayanların İrşad Devriyesi, şu demek oluyor ki kılık giysisi denetlemekle görevli terbiye polisi üstüne yürümüş olduğu görüntüler ile Mahsa Amini’nin ölümünü protesto eden bayanların saçlarını kestikleri ya da başörtülerini ateşe verdiklerinin görüldüğü videolar toplumsal medya kanallarına ve web erişimine getirilen kısıtlamalara rağmen binlerce kez paylaşıldı.

Protestolar

Kaynak, Getty Images

“Diktatöre ölüm”, “Hamaney’e ölüm” ve Mahsa Amini’nin Kürt olmasının da etkisiyle Kürtçe “Jin, jiyan, azadi” (Hanım, yaşam, özgürlük) sloganlarının sık sık atılmış olduğu protesto gösterilerinde devlet medyasının açıklamış olduğu sayılara bakılırsa minimum 41 şahıs yaşamını yitirdi. Yüzlerce şahıs ise gözaltında.

Bu, İran’da halkın kitlesel olarak sokaklara döküldüğü ilk hareketlenme değil. 2009 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimini tartışmalı bir halde Mahmud Ahmedinejad’ın kazandığının açıklanmasının arkasından büyük bir ayaklanma yaşanmış, yüz binlerce şahıs sokaklara dökülmüş, Yeşil Hareket olarak malum bu gösterilerde yüzlerce şahıs gözaltına alınmış, polisle girilen şiddetli çatışmalar sonucu minimum 15 şahıs yaşamını kaybetmişti.

Protesto

Kaynak, Getty Images

Peşinden 2017-2018 yıllarında devrin cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin iktisat politikalarını protesto etmek için bir ayaklanma dalgası başlamıştı.

2019’da benzin fiyatlarındaki yüzde 200’e varan artışlar halkı sokağa dökmüş, Internasyonal Af Örgütü protestocuların üstüne binaların çatılarından, helikopterlerin üstünden ateş açıldığını ileri sürmüştü.

Bu vakalarda binlerce şahıs gözaltına alınmış, Washington Tahran’ı 1.000’in üstünde eylemciyi öldürmekle suçlamıştı. 2021’de de geniş çaplı elektrik ve su kesintileri sebebiyle bir isyan dalgası söz mevzusu olmuştu.

Sadece şimdi yaşanmış olan protestoların tüm bunların ötesinde bir tesiri olacağı, şimdiden İran İslam Cumhuriyeti’nin temellerini tehdit eder bir hal almış olduğu mevzusunda bir kanı başat.

‘Görkemli, korkusuz, genç bir dönem’

İranlı gazeteci ve akademisyen Nefise Motlak, “Bu kez her şey oldukca değişik. Geçmişteki protestolarda, mesela Yeşil Hareket’te orta üst sınıflar daha oldukca sokaktaydı. Benzin protestolarında ise daha alt sınıflar isyan ediyordu. Şimdi tüm grupları sokakta görüyoruz. En önemlisi de bu son protestoların başını bayanlar çekiyor. Görkemli, korkusuz, genç bir dönem var sokaklarda” diyor.

Motlak halkın sokağa dökülmesinde Mahsa Amini’nin ölümüne duyulan tepki kadar İran devletinin bu ölümü “örtbas etmeye çalmış olduğu” görüşünün de etkili bulunduğunu korumak için çaba sarfediyor. “İnsanlar artık kendilerine yalan söylendiğini düşünüyorlar. Kaybedecek bir şeyimiz kalmadı, madem bu kadar kolay öldürülebiliyoruz, madem bu kadar kolay üzerini kapatmaya çalışıyorlar, o süre bu sistemi kökünden değiştirmeliyiz diyorlar” diye konuşuyor.

Protestolar

Kaynak, Getty Images

İran uzmanı politika bilimci Arif Keskin de son protesto dalgasının yalnız İran İslam Cumhuriyeti değil tüm İran hatta Orta Doğu tarihinde kendine özgü olarak değerlendirilmesi icap ettiğini söylüyor. Keskin “Bunun iki sebebi var” diyor:

“Birincisi ilk kez İran’da yaşam müdahalesine yönelik bir kitlesel hareket oluyor.

“İkincisi ve en önemlisi de bayanların öncülüğünde ve liderliğinde bir hareket bu.

“Bu bana bakılırsa geçmişteki protestolardan oldukca daha önemli bu sebeple bu gösteriler İran İslam Cumhuriyeti’nin başarısızlığının da göstergesi. Bu protestolar 1979’da meydana getirilen devrimin amaçlarının gerçekleşmediğini gösteriyor.

“İran yetkilileri açısından ekonomiye dair protestolar mühim değil, siyasal meseleler mühim değil. Hanımefendilerin örtünmesi, insanların dini kurallara bakılırsa yaşamaları, bunlar mühim devlet için.

“Şimdi insanoğlu ilk kez devrimin temellerini sorguluyorlar.

“İran İslam Cumhuriyeti’nin varlık nedenini sorguluyorlar.

“Devrim açık ki kendi değerlerini halk nezdinde içselleştiremedi, devrim değerlerini halk kabul etmiyor. İsyan ediyor. Bunlar İran İslam Cumhuriyeti’nin varoluşsal nedenini hedef alan gösteriler.”

Protesto

Kaynak, Getty Images

İran’da 1979’daki devrimden derhal sonrasında Ayetullah Humeyni yapmış olduğu bir konuşmada “Hanımefendiler kendi iffetlerini korumak için başörtüsü takmak zorundalar” demiş ve 1981 senesinde başörtüsü zorunluluğu başlamıştı.

“O günden bu yana rejimin temel ideolojik unsurları büyük oranda ABD ve İsrail karşıtlığı ile bayanların mecburi örtünmesi üstüne oturtulmuştu.

Mecburi örtünme yasağına karşı bayanlar geçmişte de çeşitli şekillerde direnmiş, mesela 2017’de Vida Movahed adlı hanım başörtüsünü çıkarıp bir sopanın ucunda sallayarak ‘İnkılâp Meydanı Kızları’ hareketine esin vermiş; 2019’da bir futbol müsabakasına giren Sahar Khodayari gözaltına alınmasının peşinden kendini ateşe vermiş ve tepkiler bayanların maçlara girmesine izin verilmesine yol açmıştı.

Beyaz Çarşamba adıyla malum ya da toplumsal medyada bayanların başları açık şekilde görüntülerinin paylaşılması çevresinde bazı eylemler de söz mevzusu olmuştu.

Sadece sokağa taşan bu denli kitlesel gösterilerle mecburi örtünme yasağına karşı bir direniş ilk kez görülüyor.

Ahlak polisi

Kaynak, Getty Images

‘Benim kızımın da başına gelebilirdi’

Arif Keskin “İnsanlarda, hanımlarda birikmiş bir hiddet var. Mahsa Amini’nin gözaltındaki videosunu, kılık kıyafetini görenler ‘Terbiye polisi niçin bu kızı gözaltına aldı’ diye soruyor. Apolitik, Tahran dışından, ekonomik olarak ezilmiş bir kesimden gelen, kılık giysisinde hiçbir mesele olmayan bir kızın bile başına bu geldi diyorlar. Sonucunda de şunu düşünüyorlar: Bu bizim de başımıza gelebilirdi, bu benim kızımın, ablamın, kardeşimin de başına gelebilirdi. Müthiş bir duygudaşlık yarattı Amini’nin ölümü” diyor.

Nefise Motlak da “Mahsa Amini öyleki masum, öyleki mütevazıydı ki. Daha çocuktu. Mantosunu giymiş, üstüne uzun şalını atmış. Fakat onu bile öldürdüler. İşte bu insanları delirtti. Şimdi Kürdünden Azerisine Arabından Farsına Belucuna hepimiz sokakta” diye konuşuyor.

Protesto

Kaynak, Getty Images

İran’da insan hakları örgütlerine bakılırsa her yıl milyonlarca hanım “fena tesettür” (Bed Hecabi) iddiasıyla sokakta İrşad Devriyeleri tarafınca durduruluyor ve gözaltına alınıyor.

Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi sertlik yanlısı bir muhafazakâr olmasına rağmen halkın artan tepkileri sebebiyle son seçim kampanyasında bu uygulamanın gözden geçirilebileceğinin sinyalini vermişti.

İran cumhurbaşkanlığı ofisine bağlı Stratejik Araştırmalar Merkezi de 2014 senesinde yapmış olduğu bir araştırmada halkın yarısından fazlasının devletin bayanların kılık giysisine karışmamasını istediğini ortaya koymuştu.

Peki bu son protesto dalgasının peşinden İrşad Devriyeleri’nin yetkilerinin sınırlandırılması ya da mecburi tesettürde bir geri adım söz mevzusu olabilir mi?

Arif Keskin bunun kuvvetle olası bulunduğunu, bayanların İran’da sosyolojik bir değişimin kapılarını açtığını, halkın artan şekilde “Kadının saçından elini çek” demeye başladığını söylüyor:

“Bu oldukca mühim bir kırılma anı. Dindarlar bile artık kadının saçı üstündeki bu zorlamanın yanlış bulunduğunu düşünmeye başladı. Bu İran’daki sekülerleşmenin derinliğinin de habercisidir. Şimdi devlet içinde de ciddi bir münakaşa yaşanıyor. Devlet radyo televizyonunda türbanın münakaşaya açıldığı programlar yapılıyor.

“Doğal bu şu anlama gelmiyor. Hamaney ve çevresi mecburi tesettürden vazgeçmezler. Fakat İrşad Devriyesi’nin yapısıyla ilgili bir gözden geçirme olabilir. Sükunet içinde geri adım atmaya başlayabilirler. Şu sebeple bayanlara özgüven geldi. Bayanlara artık eskisi benzer biçimde davranamazlar. Halk ‘Kral çıplak!’ dedi. Hanımefendiler başardı. Bunun siyasal alanı da geri iteceği kesindir.”

İranlı kadın

Kaynak, Getty Images

‘Rejim bu kez derinden sarsıldı’

Bu protesto gösterilerini geçmiştekilerden değişik kılan mühim bir etmen de meşhur adların sokak hareketine verdikleri destek oldu.

Yönetmen Asghar Farhadi internasyonal topluma protestocularla dayanışma çağrısı yapmış oldu, oyuncu Anahita Hemmati saçlarını kazıdığı bir videoyu toplumsal medyada paylaştı, kadın oyuncu Katayoun Riahi televizyona çıkarak artık tesettür yasağına uymayacağını deklare etti.

Daha da önemlisi önde gelen öğretmenler sendikası Kashowra ve üniversite öğrencileri “yerleşik düzeni boğmak ve sokaktaki direnişi devam ettirmek için” boykot çağrısında bulunmuş oldu.

Sadece hemen hemen geniş çaplı grevler ya da ekonomik yaşamın durdurulması, kepenk kapatılması benzer biçimde eylemler söz mevzusu değil.

Arif Keskin “Eğer işçi sınıfı, fabrikalar greve giderse, endüstri bölgeleri kapatılırsa, devletin bürokrasisi, askeri danışma bölünürse, öğretmenler grevlere giderse, devlet daireleri çalışmazsa, çarşı pazar kepenk indirirse o süre rejimde bir değişime doğru gideriz. Şu anda bu şekilde bir hareketlenme yok. Dolayısıyla ruhsal üstünlük hâlâ devlette. Buna rağmen ben rejimin şimdiden derinden sarsıldığını düşünüyorum” diyor.

Mahsa Amini posterleri ve kesilen saçlar

Kaynak, Getty Images

İran’da iktisat son yılların en fena döneminden geçerken, enflasyon yüzde 50’yi aşmışken, riyal dolar karşısında yalnız bu ay yüzde 8 kıymet kaybederken, Tahran’ın nükleer programı sebebiyle ABD yaptırımları petrol satışını ve küresel mali sisteme entegrasyonu etkilerken, yolsuzluk ve nepotizm şikayetleri daha yüksek sesle dile getirilirken, işsizlik oranları alarm verirken ve halk toplumsal medya üstünde yerleşik seviye temsilcilerinin evlatlarının “şeytan” addedilen ABD’de refah içinde yaşadıklarını açık seçik görürken Mahsa Amini’nin ölümünün aslına bakarsanız bir hiddet biriktirmiş olan halkta bir fitili ateşlediği düşünülüyor.

İran’ın 83 yaşındaki dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in sıhhat durumu ile alakalı kaygılar da ülkede kim bilir yakın bir gelecekte bir siyasal geçiş sürecinin başlayacağına işaret ediyor. Hamaney sonrası devrin en kuvvetli adaylarından önde gelen Cumhurbaşkanı Reisi’nin meşruiyetini tehlikeye atmamak adına protestolara karşı oldukca sertlik yanlısı bir tutum izlemeyebileceği tahminleri yapılıyor.

Hamaney

Kaynak, Getty Images

‘Cin şişeden çıktı, birazcık zor geri girer’

İranlı gazeteci Nefise Motlak, “Rejimin elinde tabanca var. İnsanların elinde ise umutları” diyor ve sözlerini şöyleki sürdürüyor:

“İnsanlar rejim bizi dinlemiyor, bizi düşman olarak görüyor diye düşünüyor. Madem öyleki, madem düşmanız, o süre savaşalım. Bu şekilde diyorlar. Bizlere başka kapı bırakmadınız diyorlar.

“Bugün sokaktakiler Ahmedinejad periyodunun evlatları. Çağıl İran’ın en karanlık sürecini yaşayan, toplumdan dışlanan, kendilerini ifade edemeyen, hayatlarını gizli saklı saklı geçindirmek zorunda kalan gençler bunlar.

“Artık bu protestolarla cin şişeden çıktı. Bundan sonrasında da birazcık zor geri girer.”

Yoruma kapalı.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More

Privacy & Cookies Policy