Devlet hastanelerinden randevu alamamak: ‘Hasta ve hastalık sayısı artarken, doktor sayısı azalıyor’

33 dakika ilkin

Fundanur Öztürk, Ankara

hasta randevusu

Kaynak, Getty Images

Türkiye genelindeki pek fazlaca devlet hastanesinde randevu bulamama problemi arttıkça, çeşitli online platformlarda dile getiren şikayetlerin sayısı on binleri buluyor.

Merkezi Doktor Randevu Sistemi’ni (MHRS) hedef alan pek fazlaca şikâyette, branş ya da kent fark etmeksizin, ülke çapında benzer sorunların yaşandığı görülüyor.

Sıhhat Bakanı Fahrettin Koca 23 Ağustos’ta kabine toplantısı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlarken, devlet hastanelerinde yaşanmış olan randevu problemi hakkında, “sıhhat çalışanlarının mutluluğu arttıkça” bu probleminin da çözüleceğini söylemiş oldu.

Bu doğrultuda “ek ödeme yönetmeliği” şeklinde çeşitli adımlar attıklarını belirten Koca, kamuda çalışmanın cazip bir hale geleceğini belirterek, “1-2 ay şeklinde kısa bir süre içinde” randevu problemi da dahil olmak suretiyle, birçok probleminin çözüleceğini belirtti.

Ankara’nın iki büyük kamu hastanesinde randevu sırası bekleyenlerle yaptığımız röportajlarda da randevu bekleme sorunları dile getiriliyor.

Yanında yaşlı annesiyle sırasını bekleyen Burak’ın, devamlı nezarette tutulması ihtiyaç duyulan bir kronik böbrek hastası.

Ultrason randevusu almakta problem yaşadığını söyleyen Burak, böbrek ağrısı sebebiyle acilden sevk edilse bile en erken 2 ay sonrasına ultrason randevusu alabildiğini söylüyor.

Son olarak Mayıs’ta benzer bir şikayetle doktora gittiğini ve acil durumu sebebiyle ‘araya alınarak’, en erken 18 Temmuz’da ultrasona girebildiğini ifade ediyor.

Aynı problemi bugün de yaşadığını belirten Burak, şiddetli ağrı sebebiyle başvurduğu hastanede en yakın ultrason randevusunun 18 gün sonrasına verildiğini konu alıyor:

“Böbreğimde şişme olduğunda derhal tespit edilmesi gerekiyor. Bu, kanlı idrar testimden bile anlaşılabilecek bir şey değil. Kesinlikle ultrasona girmem gerekiyor fakat randevu alamıyorum.”

“Ağrım varken acil ultrason çekilmeliydi fakat çekilemedi. Bugün başka bir kontrol yapılmış oldu. Sonucunu göstermek için gene 5 saat beklemem gerekiyor.”

Poliklinik randevularında ise kendisini muayene eden doktorların devamlı değiştiğini korumak için çaba sarfeden Burak, “Uzman doktor yok, hep değişik asistan doktorlar muayene ediyor. Hastalık geçmişimi bilmiyorlar” diyor.

2019 senesinde Mustafa Kemal Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin kapatılıp Ankara Kent Hastanesi’ne taşınmasıyla beraber, kendisini dört yıl süresince takip eden doktorun da hususi bir hastaneye geçtiğini söyleyen delikanlı, hususi hastane ücretini karşılayamadığını konu alıyor.

doktorlar

Kaynak, Getty Images

“Doktor sayısını 2 katına çıkarsanız bile yetmez”

Türk Tabipleri Birliği verilerine bakılırsa, son 10 yılda Türkiye’den ayrılan doktor sayısı katlanarak arttı. 2022 yılının ilk 8 ayında bin 683 doktor yurtdışına yerleşti, 2012 senesinde bu sayı yalnızca 59’du.

Bu sayıya bir de emekliye ayrılan, çekilme eden ya da hususi hastanelere geçiş icra eden doktor sayısı eklendiğinde; kamuda çalışan doktor sayısında azalma gözleniyor.

Ağustos ayında Sözcü Gazetesi’ne konuşan Genel Sıhhat İş sendikası Genel Başkanı Dr. Derya Uğur ise, pandemi sürecinde yürürlüğe konan çekilme yasağının kaldırılmasından sonrasında emekliye ayrılan ve çekilme eden doktor sayısının 10 bini bulduğunu söylüyor.

Sadece BBC Türkçe’ye konuşan sıhhat profesyonellerine bakılırsa, hastanelerdeki randevu problemininin tek sebebi azalan doktor sayısı değil.

TTB’den Dr. Ali İhsan Ökten, “2002 yılından bu yana, sağlıkta dönüşümle beraber giderek artan bir hasta sayısı görüyoruz” diyor.

Türkiye’deki hasta ve hastalık sayısının yıldan yıla arttığını söyleyen Ökten, hastaların aile hekimliklerinden hastanelere sevk edilmiş olduğu bir sisteme geçilmeden, nitelikli sıhhat hizmeti verilemeyeceğini belirtiyor:

“Türkiye’de 2002 senesinde bir kişinin sıhhat birimlerine başvurma oranı 3.2 iken, bu oran şimdi 10 civarında. Bu sıhhat politikaları ile hasta ve hastalık sayımız her geçen yıl arttı.”

 “Mesele doktor açığından ziyade, sistemle ilgili. Bu kadar süratli bir hasta sayısı artışı karşısında doktor sayısını 2 katına çıkarsanız bile nitelikli bir sıhhat hizmeti veremezsiniz. Bir doktor günde minimum 100 hasta bakıyor.”

 TTB kamu hastanelerindeki randevu problemininin, 20 senelik sıhhat politikalarının yarattığı ‘kışkırtılmış sıhhat talebinden’ kaynaklandığını korumak için çaba sarfediyor.

doktorlar

Kaynak, Getty Images

“Aylarca fizik tedavi randevusu bulamadım”

Hastane koridorlarında pek fazlaca şahıs, enflasyon ve ekonomik krizle beraber hususi hastanelerin artık seçenek olmaktan çıktığını söylüyor.

Tiroid hastası bir karı, rutin kontrolleri için lüzumlu randevuların genellikte 20 gün sonrasına verildiğini fakat başka çaresi olmadığını vurguluyor.

Radyoloji önünde bir başka hanım ise ultrason randevusunu 1,5 ay sonraya alabildiğini söylerken, halinden memnun bir halde, “Ne güzel, otel şeklinde hastane” diye ekliyor.

Tedavi olmak için Kırıkkale’den Ankara’ya gelen 73 yaşındaki bir emekli ise, randevu alabilmenin hem Kırıkkale’de hem de Ankara’da problem bulunduğunu fakat gene de mevcut sistemin ‘2000 yılı öncesiyle kıyaslanamayacak kadar iyi durumda bulunduğunu’ düşünüyor.

Hastanenin bahçesinde dinlenen bir aile, acil servisten yönlendirildikleri halde en erken kardiyoloji randevusunu 2 hafta sonraya alabildiklerini söylüyor.

47 yaşındaki bir karı ise aylarca fizik tedavi randevusu bulamadığını, en sonunda kilo vererek rahatsızlığını hafiflettiğini konu alıyor.

Kalp Damar Hastalıkları Kısmı’nde hasta annesini bekleyen genç bir adam ise, her türlü kontrol için yine yine randevu almaktan şikâyet ediyor:

“Eskiden doktorların odasında EKG cihazları oluyordu ve doktorlar yapıyordu. Şimdi bunun için bile ek olarak randevu almak ve hastaneye gelmek zorundayız. Her neyse ki neticeleri göstermek için randevu almak kolay.”

 Tüm bunların yanı sıra, sorunsuzca randevu bulabildiğini ve aynı doktor tarafınca tertipli olarak denetim edilebildiğini söyleyen hastalar da bulunuyor.

Bazı hastalar, randevularda boşluk bulunması halinde MHRS tarafınca SMS ile haberdar edilmekten yarar gördüklerini belirtiyor.

Öte taraftan hastanelerde randevusuz muayene olabilmek de nerede ise tüm hastalar tarafınca pozitif yönde bir uygulama olarak değerlendiriliyor.

Pandemi sebebiyle iki yıl hastanelerde randevusuz muayenelere ara verilmiş, sadece mayıs ayı itibariyle bu uygulamaya son verilmişti.

Öte taraftan bu uygulama, randevu yoğunluğunun yaşandığı hastanelerde hastalarla doktorları karşı karşıya getirmiş olduğu değerlendirmelerine de yol açıyor.

Koca: “6 binden fazla hekimin kamuya dönmek suretiyle müracaat yapmış oldu”

Sıhhat Bakanı Fahrettin Koca, ek ödeme yönetmeliği şeklinde kısa sürede hayata geçirilen uygulamalar yardımıyla 6 binden fazla hekimin kamuya dönmek suretiyle müracaat yaptığını, bunlardan 5 binini uzman hekimlerin oluşturduğunu söylemiş oldu.

İki hafta ilkin gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Koca, hekimlerin kamuya dönüşünün bununla sınırı olan kalmayacağını ve yurtdışına giden hekimlerin sayısında bile düşüş yaşanacağını değerlendirdi:

“Mesai sonrası emek harcama da teşvik edilerek, randevu dahil olmak suretiyle gelecek aylarda birçok probleminin çözüldüğünü göreceğiz. 32 bin poliklinik odasında hizmet vermek suretiyle tıbbi yazman atayacağız.”

“Hekimler sekreterlik işlerini yapmaktan kurtulacak. Bu sayede hekimlerin hastaya daha çok odaklanmasına, daha iyi hizmet vermesine imkân sağlanacak.”

Koca ek olarak bu yıl içinde toplamda 85 bin sıhhat çalışanı atanacağını söyleyerek, “Bugüne dek duyuru edilmiş en büyük alım” dedi.

“Randevumuz kaçmasın diye acil etmeliydik”

Böbrek hastası Burak ile röportajımızın sonlarına yaklaşırken, aniden güvenlik görevlileri ve başka bir hasta yakını içinde münakaşa çıktı.  

Dördüncü düzey akciğer kanseri olan annesini doktor randevusuna yetiştirmeye çalışan Abdullah, annesini taşıyabileceği bir yürüteç ararken, randevu saatini kaçırmaktan kaygı ediyor.

Ankara’nın en büyük hastanelerinden önde gelen bu hastanede, bir poliklinikten diğerine yürümek dakikalar sürebiliyor. Randevuyu kaçırmak istemeyen Abdullah, en sonunda annesini polikliniğe kadar yürütmeye karar veriyor.

80 yaşındaki kadının bir koluna Abdullah, öteki koluna kardeşi giriyor ve ortalama 10 dakika sonrasında doktorun odasına ulaşıyorlar:

“Annemin aslen buraya kadar bile yürümemesi gerekiyordu fakat randevumuz kaçmasın diye acil etmeliydik” diyor Abdullah.

Muayene sorasında derhal kalp damar kısmına sevk edilen yaşlı kadının ciğerlerinin su toplamış olduğu ve acil bir operasyona gireceği anlaşılıyor.

Fakat servisteki tüm yataklar dolu olduğundan; ailenin bu kez bir yürüteç değil, servisteki bir yatağın boşalmasını beklemesi gerekiyor.

acil servis girişi

Kaynak, Fundanur Öztürk

Hastanelerdeki yoğunluk iyi mi çözülür?

Türkiye’de bir şahıs herhangi bir sevk sistemine bağlı kalmaksızın, şikâyeti her ne olursa olsun istediği hastaneye ya da polikliniğe başvurabiliyor.

Doktorlara bakılırsa bu uygulama ilk bakışta sıhhat hizmetine erişimi kolaylaştırmış şeklinde görünse de aslen hastaneye müracaat sayısını kontrolsüzce artırarak, sıhhat hizmetindeki kalitenin düşmesine sebep oluyor.

Polikliniklerde randevu bulamayan kişilerin acil servislere yüklendiğini söyleyen Ökten, “Dünyada, toplam nüfusundan fazla sayıda acil servise başvuran tek ülke Türkiye. Geçen yıl bu sayı 130 milyon civarındaydı” diyor.

Dr. Ökten, kişilerin ilkin aile sağlığı merkezlerine başvurması ve duruma bakılırsa ilgili polikliniklere sevk edilmesi icap ettiğini korumak için çaba sarfediyor.

Öte taraftan hususi hastane ücretlerinin artmasıyla beraber, kamu hastanelerin yönelmenin arttığı değerlendiriliyor. Dr. Ökten, “Bu ekonomik zorluklarda yurttaş hususi hastaneye gidemiyor, doğal ki kamuya yöneliyor ve hasta sayısı daha da artıyor” diyor.

Peki, ya hekimlerin tükenmişlik hissi?

Dünya Sıhhat Örgütü standartlarına bakılırsa bir hastaya averaj 20 dakika ayırmak icap ettiğini söyleyen Ökten, Türkiye’de hasta bakma süresinin 5-10 dakika bulunduğunu hatırlatıyor:

“Randevulu ve randevusuz hastalarla beraber, bir hekimin günlük hasta sayısı 100-120’yi buluyor. Yaşadığımız problemler sebebiyle hekimler artık tükenmişlik sendromu içinde.” 

“Bu koşullarda çalışmak, şiddetin her geçen gün artması, hekimleri mesleğini yapamayacak duruma getirdi. Kimse mesleğini sevmiş olarak yapmıyor artık. Tüm bu sorunların düzeltilmesi gerekiyor.”

Yoruma kapalı.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More

Privacy & Cookies Policy