2022 zor bir yıldı ama kolay bir yıl da hatırlamıyorum

Türkiye’nin ilk hanım tecim ve endüstri odası başkanı olan Kütahya Tecim ve Endüstri Odası (KUTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, Türkiye’nin ilk olarak hanım mevzusunda ilerleme kaydetmesi gerektiğine işaret ederek “Bayanlar güvende olacakları bir emek harcama ortamı istiyor” dedi. 

Esin Güral Argat ile ekonomideki son gelişimleri ve kadının ekonomideki yerini konuştuk.

– Türkiye’nin ilk hanım tecim ve endüstri odası başkanısınız iyi mi bir vizyonla yola çıktınız?

Türkiye’nin kalkınma serüveninini birkaç bölgenin ili içinde sıkışarak sürdürmesi oldukca zor. Anadolu’da bir sürü yer var. Kütahya onlardan biri. Potansiyeli kuvvetli olacak bir coğrafya. Öteki şehirlerin de gelişme serüveni içinde söz sahibi olması gerekiyor. İş dünyası daha çok mesuliyet alarak itici güç olabilir. Minik dokunuşlar yaparak mühim değişimler yapabiliriz. Kütahya meclisi, iş insanları KUTSO başkanlığı için benim bu dönem başkan olmamı istediler. Büyük bir konsensusla seçildik.

– Ne tür projeleriniz olacak?

İlerleme kaydetmemiz ihtiyaç duyulan öncelikli mevzu hanım. Eşit kişi olma mevzusunda desteklerim hep oldu. Hanım çalışan sayısının artması yönünde projelerimiz olacak. İlk projemiz, hanım girişimcilik ofisi kurduk. Yaşamını belli bir düzene koymuş ama iş ile ilgili arayışı olan hanımefendilerin sesi olmak istiyoruz. Orta ve orta yüksek yatırımları Kütahya’ya çekmek için çalışacağız. Uzmanlarla toplanıp önümüzdeki 4 senenin stratejik planlarını hazırladık.

– Türkiye’de kadının istihdama iştirakı neredeyse yerinde sayıyor, burada neler yapılabilir?

Çocuk ve yaşlı bakımı kadının üstünden alınmalı. Ülke olarak kalkınma söylemimizi kesintisiz devam ettirmemiz için kadının bu hikâyede yer alması gerekiyor. Burada hem devletin hem iş dünyasının alması ihtiyaç duyulan tedbirler var. Bayanlar güvende olacakları bir emek harcama ortamı istiyor. Mümkün olduğunca adil ve eşitlikçi bir emek harcama ortamı sağladıktan ve lüzumlu mesleki eğitim verdikten sonrasında burada yol katedilir. Ek olarak hanıma karşı şiddette farkındalık emek harcamaları oldukca mühim. Bu toplumsal bir mevzu. Tüm paydaşlar bir arada olmalı.

– 2023 ile ilgili öngörüleriniz nedir?

Bu yıl içinde doları 25-26 seviyesinde öngördük. Bütçe oluştururken enflasyonu ortalama yüzde 50 tahmin ettik. İşsizlikte mühim bir artış öngörmüyorum. Büyümede yüzde 3-3.5 öngörüsü var. Türkiye’nin yüzde 5’in altında büyümemesi lazım.

AYAĞIMIZI YERDEN KESMEYECEĞİZ

– 2022 sanayiciler açısından zor bir yıldı, neler yaşadı sanayici?

2022 oldukca zor bir yıldı ama kolay bir yıl da pek hatırlamıyorum. Bu yıl da kolay mı. 30 senedir iş yaşamının içindeyim her senenin kendi içinde zorlukları oluyor. Enflasyon ve artan maliyetlerle beraber ihracatta zor bir döneme girildi. En büyük pazarımız AB olduğundan oranın daralması bizi net şekilde etkileyecek.

Peki 2023 ile ilgili biz ne yapacağız? Risk almadan ayağımızı yerden kesmeden bir tek mevcut durumumuzu korumak için belli politikalar geliştireceğiz. 

– Seçim süreci var. 2023’e dönük firmalar plan yapabildi mi, üyeleriniz en oldukca nelerden kaygı duyuyorlar?

Her insanın gündeminde ihracattaki daralmalar var. Bir de artan maliyet baskısı ve döviz kurunun mevcut seviyedeki seyri ile sürdürülebilirlik var. Yeni pazar arayışları olacak. Şirketlerin kendi içindeki verimliliklerini çoğaltmak için yol haritaları olacak. Ama birazcık şirketlerin küçülme yönündeki eğilimini hissediyorum. Bilhassa ufak ve orta ölçekliler oldukca etkileniyor. 

FİNANSMANA ERİŞİM ÖNEMLİ SORUN

– Krediler mevzusunda ne tür sıkıntılar var, finansmana erişim iyi mi aşılacak?

Finansmana erişim bir süredir mühim bir problem. Şu anda daha çok işletme sermayesi ihtiyacı var. Günün sonunda piyasaya çıkıp kredi ihtiyacı var dediğinizde uzun dönemli kredi yok. Devasa yükseklikte maliyetli krediler. Sonuçta ne üretiliyor ki o kredilerin faizleri ödenecek. Öyleki bir dünya yok.

– Döviz kuru son aylarda aynı seviyelerde kaldı, bu kur seviyesiyle iş yapılabilir mi?

İthalata dayalı üretim yapıyoruz. İhracatçı gözüyle kurlar artsın diyoruz ama diğer taraftan ithalattaki yükümüz oldukca artıyor. Bunun yapısal bir şekilde çözüme ulaşması gerekiyor. Gerçek anlamda katmadeğeri yüksek üretime geçmemiz gerekiyor ki ithalatın payını düşürelim. Gerçek sektör ve üretim Türkiye’nin eğer olmazsa olmaz gerçeği.

“EYT ENDİŞELENDİRİYOR”

En verimli çağlarında senelerdir kurumsal hafızaya haiz, teknik olarak donanımı iyiler emekliye ayrılacak. İşin ekonomik boyutu zorlayıcı bir mevzu, o bir şekilde çözülebilir, ama işin beşeri ana para boyutu iyi mi çözülecek? 2.2 milyon şahıs emekli olacak. Onların yeri iyi mi ikame edilecek? Haydi 1 milyonu kalsın, oldukca büyük kısmı gidecek. Bu sürece ne kadar hazırlıklı olunabilir ki? Tüm ümidimiz insanların yeniden çalışmaya devam etmek istemesi.

Yoruma kapalı.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More

Privacy & Cookies Policy